GÜNDEM…
Birkaç günden beri gündemi işgal eden en önemli konu İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Sadrettin SARIKAYA nın 3 yıldır yürütülmekte olan KCK soruşturması ile alakalı olarak 5 MİT görevlisini ifadeye çağırması oldu.
Başta MİT müsteşarı, eski müsteşar ve 3 MİT görevlisinin KCK davası ile ilgili olarak ifadeye çağrılması siyaset gündemini allak bullak etti. Basına daha önceden sızdırılan Oslo görüşmelerinin ses kayıtlarında, dönemin başbakanlık Müsteşar Yardımcısı sıfatı ile katılan MİT müsteşarı, MİT müsteşar yardımcısı ve diğer görevlilerinin pkk yöneticileri ve İngiliz hükümet yetkililerinin olduğu iddia edilen hakem heyeti arasındaki pkk nın siyasallaşma süreci ve devlet yetkililerinin pkk ile müzakere ve pazarlıkları afişe edildi.
Hakan Fidan ın MİT müsteşarlığına atanması ve ardında MİT içerisindeki gelişmeler ve MİT’in bölgedeki gelişmeler ile alakalı istihbarat çalışmaları nedeni ile olso görüşmelerinin ses kayıtları sızdırıldı.
Türkiye Cumhuriyetinin kurumsal yapılarını dizayn eden güçler projelerini uygularken hep aynı yöntemi kullanmaya başladırlar. Son on yıldır siyaset dahil, kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili olarak dizayn hareketleri önce basına sızdırılan ses veya görüntülü kayıtlar, ardında bilgi dezenformasyonu akabinde köklü ve kurumsal bir değişiklik ile proje neticelendirilmekteydi. Ama bu sefer öyle olmadı…
Örneğin TSK üzerinde uygulanan projelerde, HSYK üzerinde oynanan projelerde, Emniyet üzerinde oynanan projelerde hep aynı yöntem uygulanmıştır.
İllegal yollardan elde edilen ses ve görüntü kayıtları ile sadece dizayn hareketleri yapılmamakta aynı zamanda kimliksizleştirme, toplumdan tecrit etme operasyonları ile siyasete de kurgulamalar yapılmaktadır. Örneğin CHP genel başkanı Deniz Baykal’ın Genel Başkanlıktan uzaklaştırılması, 2011 Milletvekili seçimleri esnasında MHP Genel başkan yardımcılarının yayımlana kasetler ile siyasi hayatlarının bitirilmesi gibi..
Bu tür operasyonlar ile bu ses ve görüntü kaydını yapanlar, kişi veya kurumları Türk toplumun algısını yandaş medya ile paralel yayınlanan haberler etkileyerek bir anda suçlu ilan edip dar ağıcının tepesine çıkarmaktadırlar.
MİT Müsteşarı için Ankara özel yetkili savcısına ifade vermesi diğer 4 MİT görevlisi için tutuklama kararı çıkaran savcı Sadrettin SARIKAYA görevden el çektirildi; öncesinde ise KCK soruşturması kapsamında operasyonları yapan ve savcılık soruşturması için dosyayı hazırlayan İst. Emn. İstihbarat Şube Müdürü ve Terörle Mücadele Şube Müdürü de açığa alınarak Ankara’ya görevlendirildi. Bütün bu resimleri yan yana koyduğunuzda Ortadoğu’daki gelişmeler çerçevesinde bu yaşananların aslında çok büyük bir operasyon olduğu, ancak hükümetin bu konuda geri adım atmayarak karşı hamleyi anında yaptığı gerçeğidir.
Suriye’ye askeri müdahalenin tartışıldığı ve Türkiye’nin bu hareketin merkezinde yer almasını isteyenlerin bir anda ülke gündemini MİT üzerinden Başbakanı köşeye sıkıştırmak hamlesi olması büyük bir olasılıktır.
Bütün bunlar olurken Siyasi İktidarın MİT görevlilerine sahip çıkması, bu soruşturma kapsamına MİT görevlilerinin faaliyetlerinin İktidar bilgisi dâhilinde olduğunun göstergesidir.
Sonuç olarak Sayın Başbakan siyasi sorumluluğu alarak MİT müsteşarına sahip çıkmıştır. MİT’in görev alanı ile ilgili olarak MİT görevlilerinin yaptığı çalışmaların sorgulanması yeni bir düzenleme ile Başbakanın iznine tabi tutulmuştur.
Ancak Ergenekon, Balyoz, İnternet Andıcı vs gibi Özel Yetkili savcılarca yürütülen soruşturma ve davalarda Hukuka bu kadar müdahale edilmemiştir. Deniz Feneri Davası ve MİT soruşturmasına anında müdahale edenler, MİT gibi önemli bir devlet kuruluşunun yıpratılmasına karşı duranlar aynı hassasiyeti TSK’nın yıpratılmamasında göstermemişlerdir.
İşin en ilginç tarafı ise Sadrettin SARIKAYA görevden el çektirilince basına düşen tek tepki zaman gazetesinden gelmiştir.
Bunu da siz okuyucularımın takdirine bırakıyorum…
Selametle…
|