Bir bireyin politik görüşleri, ahlaki değerleri veya dinsel inançları doğrultusunda zorunlu askerliği reddetmesidir. Vicdani retçiler kendilerini antimilitarist ya da pasifist olarak tanımlayabilmektedirler. Vicdani retçilerin en çok kullandıkları argümanların başında; adam öldürmeyi ahlaki saymamak, hiyerarşik yapılarda yer almayı ahlaki bulmamak ve silahlı birlikler içerisinde yer almayı ideolojik-dini inanca aykırı bulmak gelmektedir.
Vicdani ret uygulamaları farklı ülkelerde farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Ülkelere göre farklılık gösterebilmektedir. Bazı ülkeler zorunlu askerliğe alternatif olarak vicdani retçilere kamu hizmetinde bulunma olanağı sunarlar. Birey kamu hizmetini de redderse buna "total ret" denir.
Vicdani ret düşüncesi geniş anlamda ilk olarak 19. yüzyılda ortaya atılmış, 20. yüzyılın başlarında I. ve II. Dünya Savaşları sırasında taraftar bulmuştur. Vicdani ret hakkı, günümüzde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu tarafından temel insani hak olarak kabul edilmiştir.
Türkiye’de özellikle politik ve etnik nedenlerden dolayı gündeme gelen Vicdani ret konusu, ahlaki ve dini sebepler de bahane gösterilerek toplumda askere gitmemeyi teşvik etmektedir. Bir taraftan terör örgütü için dağa çıkmayı teşvik edenlerin veya meşru görenlerin vicdani ret konusunu bu kadar sahiplenmesi ve uygulamaya konulması için kamuoyu oluşturmaya çalışması dikkat çekicidir.
1989 yılında Türkiye’de ilk kez ortaya çıkan vicdani retçiler 2011 mayıs ayı itibarı ile 100 erkek ve 33 kadın olmak üzere 133 kişiye ulaşmışlardır. Türkiye’de özellikle terörün bu kadar had safhaya ulaştığı, şiddet eğilimlerinin yoğun bir şekilde bir merkezden yönlendirildiği, terör örgütünün kabuk değiştirerek kck yapılanması içerisinde bölgesel bir güç olmaya çalıştığı ortamda vicdani ret konusunun gündeme gelmesi manidardır. Türkiye’ye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından aralık ayı sonuna kadar verilen sürede yapılacak olan yasal düzenlemelerde vicdani ret artık anayasal bir hak olarak gündeme gelecektir. Toplumu özellikle şehit yakınlarını, gazilerimizi ve askerlik görevini bir vatan borcu olarak gerçekleştiren her kesi rahatsız edecek bir uygulamadır. Bir taraftan parası olana ver kurtul, vicdani retçi olana gelme kurtul diye tanımlanan askerlik fakir fukara vatan evlatlarının mecburi hizmetine dönüştürülmektedir.
Bir taraftan Bedelli kanunu, bir taraftan Vicdani ret konusu ile ilgili yasal düzenlemelerin devam ettiği ortamda yas tutulan dağlarımızda, kan ağlayan sınırlarımızda kim nöbet tutacak…
Bakan çocuklarına paralı askerlik, zengin çocuklarına paralı askerlik….
Terör yandaşlarına, devlet düşmanlarına vicdani ret geliyor…
Her Türk Asker doğmuyormuş demek ki…
Parası olana “helal olsun”, olmayana vatan sağ olsun…
Terörist olana vicdani ret,
Vatanperver için tabut sipariş et…
Asker bir millet geleneğinden gelen Türk Milletinin, yaşadığı coğrafya gereği ile en önemli sorunu güvenliktir. Güvenlikteki zafiyetler, karşı oluşumları hızlandırmaktadır. Hızla gelişen bu sürecin sonunda vatan savunmasını milli bir refleks olmaktan çıkarıp paralı askerlere teslim edeceklerdir. Dün Libya’da Kaddafi’nin paralı askerlerinin ne kadar samimi olarak savunma yaptıklarına şahit olduk…
“ASKERLİK YAN GELİP YATMA YERİ DEĞİLDİR” Diyenler, paralı askerliği gündemlerine alarak herhalde bu milletin çocuklarının yan gelip yatmalarını istemediklerini ispat etmeye çalışmıyorlardır.
Çocukları için sağladıkları saltanatın, askerlikten daha önemli olduğuna inandıkları için bu kadar acele ediyorlar. Nasıl olsa paralı olmasa vicdani ret var… Zaten vicdanları olmayan bu güruh milletin vicdanını sömüre sömüre bu devleti iki paralık hale getirdiler.
Vicdanlarımız kabul etmiyor..
Vicdan sahibi olduğumuz için vicdanımız kabul etmiyor…
Pekala en son şehit düşen askerde vicdani retçi olarak, İstanbul belediyesinde zabıta olarak veya park bahçe sulayıcısı olarak VATAN görevini ifa edebilirdi.
Son birkaç ay içerisinde yaşanan yüzlerce terör olayı neticesinde yüzlerce şehit vermiş bir millet olarak,
Daha şehitlerin musalla taşlarındaki sıcaklıkları soğumadan,
Daha milletin yüreğindeki acı tazeliğini korurken,
Daha yanaklardaki gözyaşları kurumamışken,
Körpe çocukların gözleri hala yollara takılı kalmışken,
Sofralarda hala birer tabak daha eklenirken,
Evine geri gelemeyen şehit askerlerin, mezarlarında kemiklerini sızlatacak olan bu uygulamada neyin nesi.
Parayı ver kurtul yasasının yanında yetmezmiş gibi promosyon olarak red et kurtul açılımının getirilmesi çok ta ahlaki değildir.
Görünen köy kılavuz istemiyor…
Parayı veren düdüğü çalmaya devam edecek gibi…