Elazığ Haber
Şuan Sitemizde 102 kişi var

DOĞRULARA YANLIŞ DEMEYİZ!

Mustafa YAĞBASAN
Yazara Ait Tüm Yazılar
DOĞRULARA YANLIŞ DEMEYİZ!


Demokrasilerin en önemli unsurlarından biri de muhalefettir. İktidar yolunun muhaliflere açık tutulmadığı siyasal bir düzeni “demokratik” olarak nitelendirmek mümkün değildir. Medya da demokratik sistemlerin en önemli sacayaklarından biridir. Bu sebepledir ki mesela; kattı ve baskıcı ideolojik siyasal rejimlerde muhalefete ve basına hayat hakkı tanınmamakta ve kısıtlanmaktadır. Ancak rejimin demokratik olması muhalefetin ve basının görevlerini layıkıyla yerine getirdiği anlamına da gelmemektedir. Zira siyasal iktidarların takatsiz kalabilmesi gibi, muhalefetin de kudretsiz olduğu durumlar olabilir. İşte tam da bu ahval içerisinde muhalefet görevini özellikle basın üstlenir veya üstlenmesi gerekir.


Demokratik bir ülkede, hatta ipin ucunun kaçtığı bir demokrasi cennetinde yaşadığımıza inananlardanız. Birçok alanda olduğu gibi sayısız medya kuruluşunun varlığı “ifade hürriyeti” açısından önemli bir göstergedir. Ancak bu imkânlar, basın mensubuna dayanaksız eleştiri yapma ve hakaret etme hakkı tanımamalıdır. Bunun müktesep olarak görülmesini zinhar reddederiz. Fakat bu hakkın özellikle Türkiye’de sınırsızca, pervazsızca ve bazen de ahlaksızca kullanıldığına maalesef hep birlikte şahitlik ediyoruz…


Gazeteciliği; imkân ve fırsat yaratma, intikam alma veya siyasi felsefemize yarar sağlama adına kullanmayacağımızı önceki yazılarımızda da taahhüt etmiş, sıfatlarımızı ve hassasiyetlerimizi göz önünde bulundurmanın zaruretine inanarak size ulaşacağımızı söylemiştik. “Mahlas” kullanmıyor olmamız, fotoğrafımız ve açık adresimiz sözlerimizin arkasında olduğumuza delalet eder diye düşünüyoruz… Bu tutumumuzdan zerre kadar sapma olmadığını ve olmayacağını tekraren ilan etme gereği hissediyoruz. Sıfatlarımızdan biri; akademik, bir diğeri ise bizatihi gazeteciliktir. Bütün bu nedenlerden ötürü eleştiri yapma hakkımızı kullanmaya elbet devam edeceğiz. Fakat Türk medyasının içine düşmüş olduğu gaflete, taraflılığa, pervazsızlığa, duyarsızlığa ve ahlaksızlığa kapılmadan…


Eleştiri hakkının kullanılmasının yanı sıra elbette çözüm önerilerinin de sunulması ve olumlu gelişmelerin desteklenmesi gerekir! Şayet gördüğümüz aksaklıklara veya haksızlıklara dayanak oluşturacak tekliflerimiz olursa sunmaktan da imtina etmeyiz. Ancak uzmanı olmadığımız öyle her yanlışlığa da çözüm önerisi getirme mecburiyetimiz yoktur! Zira akademik gaflete düşmemizi kimse bizden beklemesin! Çözüm sunmuyor olmamız ise yanlışlılara alenen doğru dememizi de gerektirmiyor elbet!


Gazetecilik için; “mutluluk içerisinde yaşayanlara acıyı, acı içinde yaşayanlara ise mutluluğu tattırma” mesleği tanımlaması yapılır. Bizim de niyetimiz budur… Bu açıklamaları yapmamızın iki nedeni var. Biri; ülkeyi idare eden siyasi iktidara, diğeri ise yerel yönetime şiddetli ve haksız eleştiriler yönelttiğimizin iddiasıdır! Yöneltilen iddiaların da iki boyutu var; Biri; (hicvederek) eleştirileriler yaptığımızdır ki, doğrudur. Diğeri ise haksız eleştiri yaptığımız iddiasıdır ki, bunu reddederiz. Amacımız her daim karalamak değil, aksine yönetenleri uyarmak, gördüğümüz yanlışlıkları dile getirmek, bir bakıma muhalefet görevini de üstlenmektir. “İyi” ve “doğru” olanı zikretmeyi ve yiğide hakkını vermeyi ise erdemlilik olarak telakki ederiz. Elbette yapılanlar arasında doğrular da vardır. Lakin iyiyi yapmak zaten onların görevi, yanlışları yazmak ise bizim…


İsterseniz bir iki paragraf ta olsa birkaç doğruyu köşemize taşıyalım. Zaten uzun zamandır yitirdiğimiz hasletlerimizden bahsetmek istiyordum. Şimdi ihtiyaç hâsıl oldu. Birini yazmak isteriz. Mesela; görüldüğü ve basına yansıdığı kadarıyla Sayın Başbakan siyasi bir lider olarak önemli ve ulvi bir meziyete sahip. İcraatının birçoğunu yanlış bulmamıza rağmen, yitik olan bir değeri diri tuttuğu için kendisini minnetle yâd ediyoruz. Bu toplumun, özellikle de güç sahibi olanların bu özelliklerinden nasiplenmesi gerekir diye düşünüyoruz! Neden mi bahsediyoruz? Tabii ki sırnaşıklara, yağcılara ve şak şakçılara pirim vermemesinden ve en önemlisi de ahde vefa göstermesinden…


İsterseniz çevrenize bir bakın. Neyi kastettiğimizi anlayacaksınızdır. Söylediklerimiz tabii ki sadece siyasi alan için geçerli değil! Kamuya ait makamların birçoğunda yağcılığın ve şakşakçılığın kol gezdiğini ve bu tür insanların rağbet gördüğünü gizlememiz mümkün mü? Makam elde edebilmek için necaset kıstaslarının esas alındığına şahitlik etmemek arzumuz ve umudumuzdur! “Liyakat”, “liderlik” veya en azından “insanlık” devlet ricalinin amentüsü olmalıdır. Aslında fazla söze gerek yok. İşin özeti şudur: iktidarlar, gülücükler dağıtarak, ayak oyunları tertipleyerek, vefasızlık yaparak elde edilmiyor. Edilse de kalıcı olmuyor! Ne diyelim, bizimle aynı felsefeyi taşıdığına inandıklarımızda bu meziyetleri göremeyince üzülüyoruz!


2011-12-26
Bu yazı  707  kere okundu

YORUMLAR

SON YAZILARI

DAVALARIMIZ TÜKENDİ, EVDE YOKUZ! EĞİTİMDE FUTBOL TAKTİĞİ… SEÇİMLER VE SEÇMEN HAFIZASI… TÜRKLER, KÜRTLER VE MACARİSTAN… 20 MİLYONLUK TÜRKİYE VE AKSESUARLAR! Adalet! ANAM - BABAM VE “HAMDOLSUN” KÜLTÜRÜ! ERTELEMEYİN! Sükût her zaman ikrardan gelmiyor! BESLE KARGAYI…!

KÖŞE YAZARLARI

Anketler

Hökümet Elazığ'ı Gocaman şehir yapar mı ?
He Yapar
Yoh yapmaz
Bilmim ki

Elazığ Bölümü

ELAZIĞ KÜLTÜRÜ ELAZIĞ YEMEKLERİ ELAZIĞ HALK OYUNLARI ELAZIĞ TÜRKÜLERİ ELAZIĞ RESİMLERİ ESKİ ELAZIĞ RESİMLERİ

HABER YORUMLARI

ELAZIĞ METROSU eski ismi cok güzel bir cevap vefat çok iyi

Elazığ Hava Durumu

Gunluk Gazeteler