Manas çatısı, sevdasının kahramanı olan şairleri ve musikişinasları sevdalarıyla buluşturmaya devam ediyor. Müziğinden, inanç dünyasına; sosyal ilişkilerinden, sevgi dünyasına kadar her katmanındaki göz alıcı, gönül fethedici erdemlerle insanlarımızı yeniden kucaklaştırmayı kendisine gaye edinen Manas, gönüllere uzanmaya devam ediyor.
Milli kültürün, millet bekasındaki önemine inanan ve ülkemiz insanının birliğini, dirliğini ve diriliğini bu coğrafyada ebediyen güçlü bir biçimde var olmasının ve varlığını sürdürmesinin olmazsa olmazı olarak gören Manas, Türk kültürüne özüyle, sözüyle; gönlüyle, gözüyle hizmet edenleri unutmuyor.
2011 Aralık ayının 17.’sinde 74. gerçekleşen “Manas Şiir ve Musiki Günleri”’nin manevi konuğu bundan tam yedi yıl önce aramızdan ayrılan Dr. Ali Öztürk’tü. Dr. Ali Öztürk’ün kızı Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Özlem Dabak ile aynı üniversitenin Veterinerlik Fakültesinde görev yapan damadı Doç. Dr. Murat Dabak’ın da hazır bulundukları programa ilimizin şair, yazar, sanatçılarının yanı sıra merhumun arkadaşları da katıldılar. Doktorluğunun yanı sıra şair yönü ile de gönül ve kültür dünyamızı aydınlatan Dr. Ali Öztürk’ün şair yönünü R. Mithat Yılmaz değerlendirdi. Şair Tuncer Sönmez, Avukat Doğan Özdal, Bestekar Doğan Sever, Şair Hasan Ergün Yılmaz, Şair Gazi Özcan, Şair İhsan Nazik, Şair Mahir Gürbüz, araştırmacı yazar Zekeriya Bican, gazeteci yazar Dursun Aksoy, Sanatçı Nihat Gazezoğlu, Sanatçı Ali Öner, Nusret Özgen, Dr. Ali Öztürk’le olan birlikteliklerini ve hatıralarını anlattılar. Duygusal anların yaşandığı toplantının sonunda Dr. Ali Öztürk’ün kızı Özlem Dabak, yaptığı duygu yüklü konuşmanın sonunda babası için düzenlenen program nedeni ile Manas camiasına teşekkür etti.
Peki, kimdi Manas’ın ahte vefanın bir güzel örneği ile andığı Dr. Ali Öztürk?
Dr. Ali Öztürk, yüreği insanla, insanlıkla, sevgi dolu bir candı. Duruşu ile hep saygı uyandırırdı. Onu tanıyıp da sevmemek, ona hayranlık duymamak, ona saygı duymamak; insanın kendi kendisini inkârı gibiydi. İyilikti, güzellikti tepeden tırnağa. Bir mücevherdi. Hani derler ya adam gibi adamdı. İşte, adam gibi adamın ta kendisiydi Dr. Ali Öztürk. Çevresinde oluşturduğu sevgi halesi ile insanlara her zaman örnek olan bu insan mücevheri insan, bu topraklarda dünyaya gelmemişti. Ama bu topraklarda dünyaya gelen çok insandan daha çok hizmeti ve hürmeti vardı bu topraklara ve elbette ki kıymeti de olacaktı. Unutulmazlar kervanındaki yerini alan bu insan mücevherini 2004 yılı aldı aramızdan. Bir gün ölecekti elbette; yaratılan her insan gibi. Ancak giden bedeniydi. Onun sevgisi, iyiliği, güzelliği; acısını, sevincini paylaştığı yüreklerde daha çok yıllar yaşayacaktı.
Dr. Ali Öztürk, çiçeği burnunda bir doktor olarak Pertek’te göreve başladığı 1950’li yılların sonunda ne tıp ne de sağlık hizmeti bu denli ilerlemişti. Yol yoktu, hastane yoktu, ilaç yoktu. Ama bir yürek vardı. Köy köy, insan insan dolaşan dertlere derman; hastalara şifa dağıtan bu yürek, Dr. Ali Öztürk’tü.
Şairin: “Başında pırlanta Süpürgeç dağı/ Önünde kahraman Murat ırmağı/ Bir uçtan bir uca bahçesi bağı/ İnan ki cennetten güzelsin Pertek” diyerek tanımladığı cennet yurdumuzun cennet köşesi Pertek; onun şifalı ellerinden, düşküne, kimsesize yıldız yağmurları gibi yağan doktor yüreğinden nasiplendi.
Sevginin billurlaştırdığı bu insan mücevheri anı zamanda bir şairdi. Dedik ya Allah yarattığı bu güzel kulunu öylesine iyiliklerle güzelliklerle bezemişti ki onu tanıyıp sevmemek, görüp de hayran olmamak mümkün değildi. Paraymış, pulmuş, varlıkmış, malmış değer vermedi. Hoş, yaşadıkları sürece bütün bunlara -dünyanın puluna- değer veren ancak unutulup esi esemesi okunmayan nice insanı gördü yaşadı bu topraklar.
Dr. Ali Öztürk, insanca yaşadı. İnsanı sevdi. Ne demişti yüce gönüllü Yunus Emre:
“İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir/ Sen kendini bilmezsen/ Ya nice okumaktır.
Yunus Emre der hoca/ İstersen var bin hacca/ Hepisinden iyice/ Bir gönüle girmektir.” Dr. Ali Öztürk, hem kendini bilen hem de bir değil binlerce gönle girerek orada taht kuran bir insandı.
Bir anaydı, bir babaydı, bir dert ortağıydı Pertek için Pertekliler için bu güzel insan.
Gelin isterseniz uzanalım 60 yıllara ve bu yürek insanı kendisinden kendi kendi anlattıklarından, kendi duygularından dinleyelim.
“Bir küçük kazadır Doğu’da Pertek
Fırat gerdanlığında
İnci kadar güzel
Zümrüt kadar yeşil
Ve bir tek
Gençliğimin en içli
Duygularıyla dolu
Pertek ve Doğu Anadolu
Dağlarda yine eriyor kar
Başlıyor Pertek’te bahar
Şeytan çeşmesinde Soğuk su
Karadayı’nın fırınında
Güveç var.
Hey gidi günler hey
Mutlu etmezdi bizi
Hiçbir şey
Akşamları belediye parkındaki masa kadar.
Vatanın, milletin derdi bizde
Unuturduk dertlerimizi
Boş kadehlerimizde
Sene 1965
Deş kardeşim
Bu doktorun derdini deş
Pınarlarda kızamık
Dere nahiyesinde boğmaca var.
Yollar ya çamur
Ya diz boyu kar
Çocuklar gidiyor ard arda
Perişan analar,babalar.
Geceleri zindan oluyor
Uykularım kaçıyor, ağlıyorum
Landrover bile gidemiyor yollardan
Bazen atla, bazen katırla
Bazen de yaya
Yol alıyorum gece geç saatlerde Koçpınarı’na
Ya da Dere Nahiyesine varıyorum.
Sağman’dan, Günboğazı’ndan, Tozkoparan’dan
Mezralardan
Hastalar, hastalar, hastalar
Bunalıyorum.
Çaresizliklerimle
Hastalarıma çare arıyorum.
Gecelerim zindan oluyor
Uykularım kaçıyor
Ağlıyorum.
Şikâyet ediyorum sanma
Yanlış da anlama
Bir kere bile bahsetmedim bunlardan yaşlı anama
Şikâyetim milletimin derdinden
Sahipsiz
Bakımsız mutsuz milletim
Şerefim, namusum, faziletim.
Kurban olsun ona
Canım, kanım, kemiğim, etim
Senin için seninleyim
Sana hasretim.”
Böyle seslenmiş yarım asır öncesinden işte bu mücevher insan
Milletine. İnsanına, devletine…
1938 yılında Osmaniye de dünyaya gelen, 1964 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olan ve ilk atandığı Tunceli Pertek ilçesinde yıllarca hekimlik yapan. Dâhiliye ihtisası yaptıktan sonra da Elazığ’a yerleşen, Elazığ’a ve Elazığlılara yıllarca hizmet eden bu insan mücevherini Elazığlılar, Tuncelililer unutulmadı, unutulmayacak.
Çok sular aktı elbet köprülerin altından. Ama zaman indiremedi, indiremeyecek Dr. Ali Öztürk’ü o muhteşem atından.
Yüreklerin gülü Dr. Ali Öztürk’ten bizler razıydık Allah da razı olsun. Mekânın cennet olsun.