Yine ocaklara ateş, yüreklere kor düştü.
Yine toprağa 26 can, 26 Mehmet düştü.
Bu kaçıncı ah!
Bu kaçıncı feryat!
Şer güçler, insan ve İslam düşmanları boş durmuyorlar, durmayacaklar da… İnsan kılıklı, kalbi ve kafası öldürmeye, yok etmeye planlı, caniler, teröristler yine yapacaklarını yaptılar. Vatanı, bayrağı, namusu, şerefi ve milleti için görev yapan Mehmetçiklere kalleşçe saldırarak 26 canın, 26 vatan evladının, 26 kınalı kuzunun kanına girdiler.
Kalbi ve beyni yıkanmış düşünce yoksulu, his yoksulu, insanlık düşmanı, inançsız ve imansız canilere söyleyecek sözümüz yok. Çünkü söz insana söylenir. Ancak, bin yıldır Türklerle birlikte yaşayan Müslüman-Kürt kardeşlerimize diyeceklerimiz var; Yüce Allah, Kuranı Kerim’in Maide Suresi 32. Ayetinde açıkça beyan ediyor; “Bir kişiyi öldürmek bütün insanlığı öldürmektir.” Yine Nisa Suresinde: Cenabı Mevla: “Kim bir mümini kasten öldürürse cezası içinde ebedi olarak kalıcı olmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap etmiş ve lanetlemiştir. Ve ona büyük azap hazırlamıştır.”, diyor. Sen ey Müslüman Kürt kardeşim, bütün bunları bile bile hala bu canilerin peşinden gidecek misin? Sen ey Müslüman Kürt kardeşim, Allah’ın eşrefi mahlûkat olarak yarattığı insanların canına kıymaya kalbi ve kafası programlanmış canilere, taşeronlara, uşaklara hâlâ değer verip alkışlayarak Allah’ın lanetlediği insan kılıklı canavarların günahlarına ortak olacak mısın? Uyan ve kendine gel Kürt kardeşim; çünkü bu eli kanlı, yüreği karanlık terör örgütü senin adına cinayet işlediğini söylüyor.
…
Toprağa düşen 26 candan ikisi Elazığlıydı.
Piyade er Metin Ağgedik 21 yaşındaydı. Cenaze namazı İzzetpaşa camisinde kılındı. Elazığ müftüsü Peyami Güngör’ün kıldırdığı cenaze namazına şehidin ailesinin, yakınlarının yanı sıra Elazığ Valisi Muammer Erol, Elazığ milletvekilleri Şuay Alpay, Faruk Septioğlu, Enver Erdem; 8.Kolordu komutanı Korgeneral Galip Mehdi askeri ve mülki erkân ile sayıları on bini aşan vatandaş topluluğu katıldı. Şehit Metin Ağgedik’in cenazesi gözyaşları içerisinde Hürriyet Caddesi boyunca ellerde taşındı ve şehitliğe götürülerek orada toprağa verildi. Baba Bekir Ağgedik’in gözlerinde evladını kaybetmenin hüznü vardı. “Vatan sağ olsun”, dedi
Diğer şehidimiz Kovancılar ilçemizden Uzman Çavuş Reşit Ercan idi. Reşit Ercan, 25 yaşındaydı. On beş gün önce baba evine izinli olarak gelmiş ve nişanlanmıştı. Kovancılar ilçesi Merkez camisinde Elazığ Müftüsü Peyami Güngör’ün kıldırdığı namaza şehidin ailesi, yakınları, Elazığ Valisi Muammer Erol, Elazığ milletvekilleri Şuay Alpay, Faruk Septioğlu, Enver Erdem; 8.Kolordu Komutanı Korgeneral Galip Mehdi Kovancılar Kaymakamı Selçuk Aslan, Palu Kaymakamı Yasin Özcan askeri ve mülki erkân ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Elazığ’da; yer yandı, gök ağladı iki canına, iki şehidine.
…
Elazığ, elbette duygularını, tepkilerini ortaya koyacaktı, koydu da. Elbette ki lanetleyecekti gözü dönmüş, canileri insanlık ve İslam düşmanlarını öyle de yaptı. Ancak, şehitlerimizin cenaze törenlerinin sonrasında yaşananlar yakışmadı.
Acımızı, nefretimizi, öfkemizi elbette haykıracaktık. Ancak bunun ötesi terör örgütünün ekmeğine yağ sürmektir. Ne istiyor bu gözü dönmüş caniler; kargaşa istiyor, kaos istiyor, kavga istiyor, kan istiyor. Başka türlü bölemez etle deri olmuş bu milleti. Bölücü örgütün otuz beş yıldır tek derdi etnik fitne uyandırarak bu coğrafya insanının birliğini, dirliğini, huzurunu dinamitlemek değil mi? Otuz beş yıldır odaklandığı tek düşünce bu topraklarda kardeş olarak, akraba olarak, dost olarak, komşu olarak, hemşeri olarak, dindaş olarak birlikte yaşayan insanları karşı karşıya getirmek değil mi?
Bizler; “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur.’ Diyen İslam peygamberin övgüsüne mazhar olmuş bir milletiz.
Bizler; Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaşi Veli ile bütün dünyaya sevgiyi haykıran din ulularının sevgi suları ile yunan Anadolu topraklarında filizlenmiş bir milletiz.
Bilmeliyiz ki bu coğrafya acılı, sancılı bir coğrafyadır.
Bu coğrafyada huzur içerisinde yaşamak için biri birimize sımsıkı sarılmak zorundayız.
Birlik, kardeşlik, dostluk bizim en büyük erdemlerimiz olmalıdır.
Bizler, Çanakkale’de, Dumlupınar’da bu vatan için omuz omuza, yüreklerimizi sererek bu toprakları bizleri dün olduğu gibi bugün de bölük pörçük görmek isteyen şer güçlere karşı korumadık mı?
İnsanca yaşamak, İslamca yaşamak, demokratik hak ve özgürlükleri kutsalları olarak görmek elbette ki hakkımız. Ancak, insan ve İslam düşmanı bizi biri birimize kırdırmak isteyen kalbi ve kafası ile şeytana tutsak sırf şekil olarak bize benzeyenlerin oyunlarına asla ve asla gelmeden ve onların ekmeklerine yağ sürebilecek her davranıştan şiddetle kaçınarak…
Aklımızı, akıl aynasının karşısına koyup düşünerek, sorgulayarak…